"Tabii ki farklılıklar olacağını bekliyordum! Yeni bir ülke, yeni bir kültür... Hatta kendi ülkemde yaptığım hataları tekrarlamamak için buraya geldim."
(bir danışanımın sözleri)
Bu sözler, yurt dışında geçirdiği bir buçuk yılın ardından beni görmeye gelen bir danışanıma ait. Tanınmış bir şirkette iyi bir pozisyonda çalışıyor. Anlattıkları, sıfırdan yeni bir hayata başlamak için başka bir ülkeye taşınmış başka pek çok expatın anlattıklarına çok benziyor. Expat olmak, kâğıt üzerinde, ev sahibi ülkenin aradığı nitelikli kişi olmak demek. Bu yüzden "expat" sözcüğü kendine has bir ağırlık taşıyor: yabancı işçi, üst gelir grubundan, eğitimli, ayrıcalıklı bir kategori. Guardian'da yayımlanan bir yazıda[1] belirtildiği gibi, göç sözlüğümüzde hâlâ örtük bir hiyerarşi taşıyan kelimeler var ve "expat" da onlardan biri.
Bu parlak görüntünün altında ise ruh sağlığı sorunları oldukça yaygın. Bir araştırma, expat grubunun yarısından fazlasının kaygı ve depresyon gibi içe yönelen sorunlar açısından risk taşıyan öz bildirimlerde bulunduğunu gösteriyor. Yer değiştirmenin yarattığı stres, hem ruh sağlığımızı hem de genel iyilik halimizi belirgin biçimde etkileyebiliyor. Özellikle yeni bir hayata uyum sağlama baskısı zaman zaman boğucu hale gelebiliyor. Yurt dışındaki hayat üst üste binen pek çok yükle gelebiliyor. Bu yükler anlaşılmadan ve üzerine düşünülmeden bırakıldığında ciddi depresyona zemin hazırlayabiliyor.
"Çay mı kahve mi içeceğime bile karar veremiyorum. Daha önce böyle değildim."
(bir danışanımın sözleri)
İşinde milyonluk kararlardan sorumlu olan birinin böylesi gündelik bir tercih karşısında tereddüt etmesi ilk bakışta tuhaf görünüyor. Başka bir ülkeye taşındığımızda iç dünyamızın yapı taşları yeniden diziliyor; günlük durumlara verdiğimiz tepkiler artık her zaman işe yaramıyor. Örneğin, hiyerarşinin belirgin olduğu bir kültürde yetişmiş biri, iş arkadaşlarına ve yöneticisine mesafeli görünebiliyor. Bu tür durumlarla tekrar tekrar karşılaşmak, kişinin kendinden şüphe duymasına yol açıyor. Kişi henüz fark etmese bile, bu durum kimliğe doğrudan bir tehdit oluşturuyor.
Kimlik Çatışması
Her birimizin kendine dair bir imajı var: başarılıyız, risk alırız, kararlıyız, güçlüyüz, çalışkanız vb. Beklemediğimiz bir şey olduğunda bu imaj sallanıyor. Yaşadıklarımızla kendimize bakış açımız birbirine giriyor. Bu son derece yorucu bir durum ve aradaki çelişkiyi çözmek için ciddi bir zihinsel emek harcıyoruz.
Bu çatışma, birden çok katmanı olan karmaşık bir psikolojik süreç. Geçmişimiz bu süreci etkileyen katmanlardan yalnızca biri. Bu yazıda etkili olabilecek tüm faktörleri ele almak mümkün değil. Her birimiz farklı bir mikro sistemden geldiğimiz için, bu süreçler ancak kişisel detaylar göz önüne alınarak anlaşılabilir. En iyi de psikoterapi ortamında, ayrıntılarıyla konuşularak ele alınabilir.
Expatlarda Yaygın Şikayetler
Onun yerine, expatlarda sıkça karşılaştığım şikayetleri sıralayayım:
- Kaygı
- Depresif hissetme
- Düşük öz saygı
- Yas
- Kimlik karmaşası
- Güven kaybı
- Belirsizlik
- Üzüntü
- Yalnızlık hissi
- Konsantrasyon sorunları
- Hafıza sorunları
- Duygu durum dalgalanmaları
- Düşük motivasyon
- Kaçınma
- Fiziksel şikayetler (göğüs ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk, uyku sorunları)
Bu belirtiler çoğu zaman kafamızı karıştırıyor. Yeni bir sayfa açmak bizi bir keşfetme haline sokuyor. Bir yanıyla bu, sunduklarıyla heyecan verici bir durum. Diğer yanıyla, istikrarın olmaması geçici bir tıkanmaya ve buna eşlik eden bir hayal kırıklığına yol açabiliyor.
Temelleri Yeniden Öğrenmek
Bir an için günlük hayatın en temel adımlarını yeniden öğrenmek zorunda kaldığınızı düşünün: toplu taşıma bileti almak, işe giden yolu bulmak ya da iletişim becerilerinizi sıfırdan kurmak. Bu zorluklarla uzun süre cebelleşmek, kişinin kendi becerilerine olan güvenini sarsıyor. Kendine dair imajla yaşananlar arasındaki uyumsuzluk kaygı doğuruyor ve bu kaygı zamanla hayatın diğer alanlarına da yayılıyor. Kişi en temel becerilerini bile sorgulamaya başlıyor.
Örneğin bir danışanım, başına olumsuz bir şey gelmesi (düşmek gibi) ihtimalinden o kadar kaygılanıyordu ki artık bisiklete binemiyordu. Bu duruma alışmak kolay değil. Bir yandan geride bıraktığımız hayat, kültür ve sevdiklerimiz için yas tutuyoruz; bu yasın yanına çoğu zaman bir de suçluluk ekleniyor.
Temiz Bir Sayfanın Bedeli
Expat hayatının sunduğu koşullar göz önüne alındığında, "neden şikayetçi olsun ki?" diye sorulabilir. Ama en sık dile getirilen şikayet kaygı. Bir ülkeden diğerine göç, kişinin kimliği üzerinde kalıcı izler bırakan, çok katmanlı bir psikososyal süreç. Kültür şoku ile göçe özgü kayıpların yarattığı yasın bir araya gelmesi, hızlı ve dinamik değişimleri tetikliyor; bunlar zamanla yeni bir kimliğin doğmasına yol açıyor.
Kültür şokunun yarattığı kaygı, yeni gelen kişinin ruhsal dengesini zorluyor. Kültür şoku ve kayıpların ardından gelen yas ise kimlikte ciddi bir sarsıntı yaratıyor. Blos'un 1967'de yazdığı bir makaleye[2] göre bu süreç, ergenlikteki bireyleşme sürecine yakın bir yapıya sahip. Temiz bir sayfa açmak, bir nevi yeniden başlamak demek. Akhtar'ın "ikinci bireyleşme" kavramıyla anlattığı gibi, bu süreç ergenliği andırıyor.
Hayatın bir döneminde önümüze yine aynı büyük soru çıkıyor: "Şimdi ben kimim?"
Bu sorunun cevabı, temiz bir sayfa için ödediğiniz bedelin ta kendisi.
Kaynaklar
- Koutonin, M. R. (2015, 13 Mart). Why are white people expats when the rest of us are immigrants? The Guardian. Makaleyi oku
- Peter Blos (1967) The Second Individuation Process of Adolescence, The Psychoanalytic Study of the Child, 22:1, 162-186, DOI: 10.1080/00797308.1967.11822595