Nederlands English

Yurt Dışına Taşındıktan Sonra Kaygı Neden Artar?

Heyecan bekliyordunuz. Ama markette panik atak geldi.

Yeni bir başlangıç için yurt dışına taşındınız. Yeni bir iş, yeni bir ilişki, ufak bir macera. Ama son zamanlarda eskisinden çok daha kaygılı hissediyorsunuz. En küçük şeyler bile size yüklü geliyor: markette ne alacağınıza karar vermek, telefonu açmak, yeni insanlarla tanışmak.

Heyecan duyacağınızı sanmıştınız. Ama heyecan yerine kendinizi... sıkışmış buluyorsunuz. Gergin. Bazen sebepsiz yere panik halinde.

Bu size tanıdık geldiyse, hayal görmüyorsunuz. Ve kesinlikle yalnız da değilsiniz.

Yurt Dışına Taşınmak Neden Kaygıyı Tetikler?

Yeni bir ülkeye taşındığımızda, farkında bile olmadan sinir sistemimizi düzenleyen pek çok şeyi bir anda kaybediyoruz.

Taşınmadan önceki hayatınızı düşünün. İşlerin nasıl yürüdüğünü biliyordunuz. Kahvenizi nereden aldığınızı, hangi yolu kullandığınızı, sosyal durumları nasıl okuduğunuzu biliyordunuz. Arayabileceğiniz arkadaşlarınız, yakınınızdaki aileniz, belki geçmişinizi bilen bir terapistiniz ya da doktorunuz vardı. Bir rutininiz vardı.

Bunların hiçbiri artık burada değil. Ve beyniniz bunu çok iyi fark ediyor.

Psikoloji araştırmalarında sık başvurulan Holmes-Rahe Stres Ölçeği, "ikamet değişikliği" ve "yaşam koşullarındaki değişiklik"i önemli stres kaynakları arasında sayar. Uluslararası bir taşınma söz konusu olduğunda ise tek bir stres kaynağı değil, hepsi aynı anda gelir: yeni bir çevre, yeni bir sosyal hayat, çoğu zaman yeni bir iş ve aile ile arkadaşlardan ayrılış.

İnsan sinir sistemi, tanıdık olanda kendini güvende hisseder. Etrafınızdaki her şey yeni ve öngörülemez olduğunda beyniniz bunu olası bir tehlike olarak okur. Aslında güvende olmanız fark etmez; sinir sisteminiz henüz anlamadığı bir ortamda tehdit taraması yapmak için fazla mesai yapar.

Araştırmacılar bunu "kültürleşme stresi" (akültüratif stres) olarak adlandırıyor: yeni bir kültüre uyum sağlama sürecinin yarattığı psikolojik baskı. International Journal of Intercultural Relations'da yayımlanan bir meta-analiz, kültürleşme stresinin göçmenlerde hem kaygı hem de depresyonla belirgin biçimde ilişkili olduğunu, etkinin özellikle taşınmanın ilk yıllarında en yoğun yaşandığını gösteriyor.

İşte bu yüzden basit görevler bile yorucu hissettiriyor. Her etkileşim daha fazla zihinsel emek istiyor. Her kararı, aşinalığın getirdiği kısayollar olmadan vermek zorunda kalıyorsunuz. Sadece market alışverişi yaparken bile sinir sisteminiz alarmda.

Görünmeyen Kayıplar

Yurt dışına taşınmanın çoğu zaman dile getirilmeyen bir yas tarafı var.

Destek ağınızı kaybettiniz. Gece yarısı mesaj atabildiğiniz arkadaşları. Şikayet ettiğiniz ama bir yandan da güvendiğiniz aile toplantılarını. Anlatmanıza gerek kalmadan iş stresinizi anlayan iş arkadaşını.

Yetkinlik duygunuzu kaybettiniz. Kendi ülkenizde işlerin nasıl yürüdüğünü biliyordunuz. Burada ise kendinizi yeniden çocuk gibi hissediyorsunuz; en basit etkileşimlerde takılıyor, yazılı olmayan kuralları çözmekte zorlanıyorsunuz.

Kimliğinizin çapalarını kaybettiniz. Size kim olduğunuzu hatırlatan yerleri. Eve dönmüş gibi hissettiren dili. Kendinden emin, becerikli hisseden o eski halinizi.

Taşınmak sizin seçiminiz olsa bile, hatta doğru bir karar olsa bile bu kayıplar gerçek. Yasla şükran aynı anda var olabiliyor.

Gerçekten Ne Yardımcı Olur?

İlk iş, zorlanıyor olduğunuz için kendinizi yargılamayı bırakmak. Bu süreç zor. Zor olması da normal. Verdiğiniz tepki olağan bir tepki.

İkincisi, "verimli olma" baskısının önüne sinir sisteminizi yeniden düzene sokmayı koymak. Sinir sisteminizin güvenlik sinyallerine ihtiyacı var. Pratikte bu şu anlama gelebilir:

  • Başkalarına bağlı olmayan küçük rutinler kurmak (sabah kahvesi, akşam yürüyüşü, haftada bir eve telefon)
  • Yavaş yavaş tanıdık hale gelen bir yer bulmak (bir kafe, bir park bankı, bir spor salonu)
  • "Hollandaca pratik yapman lazım" baskısına rağmen ara sıra kendi dilinizde konuşmaya izin vermek
  • En azından bir kişiye gerçekte nasıl hissettiğiniz konusunda dürüst olmak

Üçüncüsü, ilk yıl için beklentilerinizi düşürün. Geride kalmıyorsunuz, başarısız olmuyorsunuz. Bir hayat kurmak zaman ister; yabancı bir ülkede ise daha da uzun sürer.

Son olarak, desteğe ihtiyacınız olup olmadığını düşünün. Yurt dışına taşınmak önemli bir geçiş süreci ve bunu tek başına göğüslemenin bir ödülü yok. Terapi, yaşadıklarınızı işleyebileceğiniz, kendilik duygunuzu yeniden inşa edebileceğiniz ve sizin durumunuza özel olarak işe yarayan stratejiler geliştirebileceğiniz, düzenli ve güvenli bir alan sunabiliyor.

Kaynaklar

  • Holmes, T. H., & Rahe, R. H. (1967). The Social Readjustment Rating Scale. Journal of Psychosomatic Research, 11(2), 213-218.
  • Berry, J. W. (2005). Acculturation: Living successfully in two cultures. International Journal of Intercultural Relations, 29(6), 697-712.
  • Kunst, J. R., & Sam, D. L. (2013). Relationship between perceived acculturation expectations and Muslim minority youth's acculturation and adaptation. International Journal of Intercultural Relations, 37(4), 477-490.

Bunu Tek Başınıza Atlatmak Zorunda Değilsiniz

Ben Evin, Rotterdam'da çalışan bir psikologum. Yurt dışında hayat kurmanın getirdiği kaygı, kimlik değişimleri ve görünmeyen yas süreçleriyle uğraşan göçmenler ve uluslararası bireylerle çalışıyorum.

Okuduklarınız size tanıdık geldiyse, birlikte çalışmanın işe yarayıp yaramayacağını anlamak için 15 dakikalık ücretsiz bir tanışma görüşmesi sunuyorum.

Ücretsiz Tanışma Görüşmesi
Kaygı terapisi hakkında daha fazla bilgi
Ücretsiz tanışma görüşmesi planlayın