Aylardır, belki daha uzun süredir buradasınız. İş arkadaşlarınız var, tanıdıklarınız var, ara sıra kahve içtiğiniz insanlar var. Ama cuma akşamı oturma odanızda telefonu karıştırırken kendinize soruyorsunuz: neden bu kadar boş hissediyorum?
Gün içinde insanlarla iç içesiniz. Dışarıdan bakana izole biri gibi görünmüyorsunuz. Ama yalnız kalmak ile yalnız hissetmek aynı şey değil. Ve şu an, Avrupa'nın en bağlantılı, en bisiklet dostu, İngilizcenin de büyük ölçüde geçtiği ülkelerinden birinde, içten içe yalnız hissediyorsunuz.
Bu size tanıdık geldiyse, kafanızda kuruyor değilsiniz. Ve hâlâ böyle hisseden tek kişi olmaktan çok uzaksınız.
Hollanda: İş İçin Harika, Arkadaşlık İçin Zor
Hollanda her yıl, yabancıların arkadaş edinmesinin en zor olduğu ülkeler arasında üst sıralara yerleşiyor. Dünya genelinde 12.000'den fazla yabancıyla yapılan InterNations Expat Insider anketlerinde, yerel halkla samimiyet ve uyum sağlama kolaylığı bakımından sürekli listenin altlarında çıkıyor. 2023'te arkadaş edinme açısından 53 ülke arasında 51. sıradaydı. Bunun sebebi Hollandalıların soğuk olması değil. Hollanda sosyal kültürünün, birçok uluslararası kişinin alışık olduğundan farklı işlemesi.
Hollandalıların büyük kısmı, arkadaş çevresini çocukluktan ya da üniversite yıllarından getiriyor. Bu çevreler sıkı dokulu, yerleşik ve çoğu zaman yeni isim aramıyor. Sosyal hayat haftalar öncesinden planlanıyor. O akşam birini arayıp "akşam yemeğe çıkalım mı?" demek pek görülen bir şey değil. Bu soğukluk değil; sosyal hayatın buradaki kurgusu böyle.
Bunun üzerine bir de alışık olmayanlara ret gibi gelebilen Hollanda dolaysızlığını koyun, dışarıda kalmış hissetmek için mükemmel bir tarif çıkar. Açıklama yapmadan "hayır, gelemem" diyen iş arkadaşınız Hollanda ölçütlerine göre kaba davranmıyor. Ama yine de sizi istenmeyen biri gibi hissettirebilir.
Gurbetçi Arkadaşlık Paradoksu
Yurt dışında yaşayan pek çok kişi doğal olarak diğer uluslararası kişilere yöneliyor. Yabancı bir bürokrasiyle uğraşmanın ya da annenin yemeklerini özlemenin ne demek olduğunu bilen insanlarla tanışmak içten içe rahatlatıcı oluyor. Bu topluluklar hızlı kuruluyor ve ilk aylarda gerçekten can simidi olabiliyor.
Ama bu arkadaşlıkların yapısal bir kırılganlığı var. İnsanlar gidiyor. Sözleşmeler bitiyor, eşler başka şehirlerde iş buluyor, vizeler doluyor. Bir bağa emek veriyorsunuz, sonra o kişi gidiyor. Bir süre sonra bazıları denemeyi bırakıyor. Yeni bir merhabanın getireceği yeni bir vedayı göze almak fazla yorucu hale geliyor.
Bu da acı verici bir döngüye dönüşüyor. Bağ kurmayı özlüyorsunuz, ama kurduğunuz bağlar geçici oluyor. Yatırım yapmak istiyor, ama yatırım yapmak canınızı yakıyor. Bu yüzden mesafenizi koruyorsunuz ve yalnızlık daha da derinleşiyor.
Yalnızlık Bize Ne Yapıyor
Yalnızlık sadece can sıkıcı bir duygu değil. Julianne Holt-Lunstad ve ekibinin PLOS Medicine'de yayımlanan önemli meta-analizi, sosyal izolasyon ve yalnızlığın ölüm riskini yüzde 26-32 artırdığını ve bu etkinin sigara ve obezite gibi iyi bilinen risk faktörleriyle aynı düzeyde olduğunu gösterdi. Kronik yalnızlık ayrıca artmış kaygı, depresyon ve kalp-damar sorunlarıyla da ilişkili.
Yalnızlık araştırmalarının öncülerinden John Cacioppo'nun çalışmaları, yalnızlığın sosyal etkileşimleri nasıl algıladığımızı değiştirdiğini gösteriyor: nötr durumları olumsuz okumaya daha yatkın hale geliyoruz, bu da bizi daha çok kapatıyor. Yalnızken beyniniz sosyal tehdide karşı aşırı tetikte. Aslında olmayan reddedilmeleri görmeye başlıyorsunuz. Sabah size günaydın demeyen iş arkadaşınız aslında dalgındır, ama yalnızlık çekmiş bir zihin "demek sizi sevmiyor" diye fısıldar. Bu ne zayıflık ne de kuruntu. İnsan beyninin sosyal kopukluğa verdiği tepkinin doğal bir sonucu.
Gerçekten Ne Yardımcı Oluyor
Yalnızlığın anında çözümü yok; ama bazı yaklaşımlar diğerlerinden daha iyi sonuç veriyor.
Birincisi, kalitenin sayıdan daha önemli olduğunu unutmayın. Geniş bir sosyal çevreye ihtiyacınız yok. Journal of Social and Personal Relationships'te yayımlanan araştırmalar, bir veya iki yakın ilişkinin bile yalnızlığın olumsuz etkilerini ciddi şekilde hafiflettiğini gösteriyor. Bizi yalnızlığa karşı koruyan, kişi sayısı değil; bağın derinliği. Sürekli yeni isimlerin peşinden gitmek yerine var olan ilişkileri derinleştirmeye odaklanın.
İkincisi, süreklilik yaratın. Tekrar eden bir şeye katılın: spor kulübü, dil kursu, bir hobi grubu. Hollanda'da arkadaşlıklar düzenli temasla, zamanla kuruluyor. Her perşembe gördüğünüz insanlar bir süre sonra tanıdığa, tanıdıklar da arkadaşa dönüşüyor. Bu süreç yavaş ilerliyor ve öyle olması da normal.
Üçüncüsü, yası tanıyın. Sosyal çevrenizi kaybettiniz. Bu gerçek bir kayıp ve hak ettiği gibi kabul edilmeli. "İyi olmam gerekiyor" baskısı ya da kendini hiç zorlanmadan uyum sağlamış gibi gösteren başkalarıyla kıyaslama, zaten zor bir deneyime bir de utanç ekler.
Son olarak, yalnızlığın aslında size bir şey söylüyor olabileceğini düşünün. Bazen memleketteki insanları özlüyorsunuzdur. Bazen kendinizin eski bir versiyonunu. Bazen de yıllar öncesinden gelen, başkalarıyla nasıl bağ kurup kuramadığınıza dair eski örüntüler bu süreçte yüzeye çıkıyor. Bu soruların üzerinde durmaya değer, hatta bunu birinin desteğiyle yapmaya değer.
Kaynaklar
- Holt-Lunstad, J., Smith, T. B., Baker, M., Harris, T., & Stephenson, D. (2015). Loneliness and social isolation as risk factors for mortality: A meta-analytic review. Perspectives on Psychological Science, 10(2), 227-237.
- Cacioppo, J. T., & Patrick, W. (2008). Loneliness: Human nature and the need for social connection. W. W. Norton & Company.
- InterNations. (2023). Expat Insider 2023: The World Through Expat Eyes. InterNations GmbH.